Chomsky ve Küreselleşme

-
Aa
+
a
a
a

Boğazımıza kadar ilerlemeye battık. Bir yürüme bandının üzerinde ilerliyoruz ve dönüşümler çağının rengârenk kareleri geçiyor yanımızdan. Mesafelerin yok oluşunu görüyor, dünya ölçeğinde fikir transferi yapılabileceğini biliyoruz, dolayısıyla özgürleşiyoruz(!) Bizi terleten bu geziyi kutsamalı mı yoksa lanetlemeli miyiz? Ürün ve kimlik satan küresel yaşam biçiminde kendimize göre olanı seçip aldığımız kaç parça eşya var? Üzerimize ya bol ya da dar gelen bir türlü oturmayan bu kostümleri ulu orta sergilerken neden bu kadar böbürleniyoruz? Kullan at! Beğenmezsen yenisini alırsın...

İnsanoğlunun sömürülmesine ihtiyaç duymayan bir teknolojik devrim olarak tanımlanabilecek küreselleşmeyi balçıkla sıvadığımızda bir yerden mutlaka göz alıcı parıltısını, sıcaklığını hissettiriyor. Hattâ yakıyor. Sivil toplum örgütleri güçleniyor, silah sanayine eskisi kadar rağbet yok, üstelik rekabet hat safhada. İşte bunlar da pastadaki mumlar... Hediyemiz ve pastamız hazır. Peki kimin doğum gününü kutluyoruz?

ABD’nin bir zorba olduğu fikrinden hareketle, iktidar olgusuyla hesaplaşan Chomsky, özgürlük içgüdüsünün varlığı üzerine düşüncelerini geliştirmeyi sürdürüyor. Amerikan dış politikasını, devlet ve şirketler arasındaki kan bağını, ABD’nin söyledikleriyle eylemleri arasındaki uçurumları düşmanca bir tavırla eleştiren Chomsky, yerel denetimden küresel denetime geçişin eleştirisini yapan önemli isimlerden biri. Devletler kendi kaderlerini denetleme gücünü elinden alan yeni dünya düzeni oluşturur ve oynarlarken, Chomsky bunun bir senaryo olduğunun altını çiziyor. 11 Eylül’den sonra terörizme karşı savaş başlatan ve dünyayı şer odaklarından kurtarmaya çalışacağı sözü veren Bush yönetimi şu anda Chomsky’nin en temel malzemelerinden biri. Amerikan dış politikasının Chomsky tarafından yapılan eleştirisi otuzuncu yılını geride bıraktı. Bu eleştiri, neo-liberalizm, sınıfsal uçurumlar, yeni dünya
düzeni küreselleşme parantezinde yer akıyor. Chomsky’nin “Tarih bu güne kadar ekonomik olarak bu kadar güce ulaşmış hiçbir egemen devlet görmemiştir” diye bahsettiği Amerika’nın iktidarı ve attığı her adımda bu iktidarın devamlılığını sağlamak için başvurduğu yöntemler ve diğer egemen güçlerin sürdürdükleri sömürü sistemi, Everest Yayınları’ndan çıkan Chomsky ve Küreselleşme adlı kitapta ana başlıklarıyla ele alınıyor.

Yeni hamleler bulmak

Konuyla ilgili temel başlıkların altını çizen kitap, 60 ila 90 dakikada konunun kavranışını hedef almıyor. Bu yolla dönemin “hız” saplantısına da hizmet etmiş olmuyor. Dolayısıyla “Postmodern Hesaplaşmalar” serisinin tüm kitaplarında olduğu gibi, bu kitapta da kişiler ve temalarla ilgili temel bilgileri, yönlendirici etkisiyle yansıtıyor. Konuyla ilgileniyorsanız hangi başlıklar altında Chomsky’yi arayacağınızı bu çalışmayla az çok kavrayabilirsiniz.

Dünyanın değişen yüzü ve rol dağılımının değişkenliği üzerine yapılan yorumların tümü, aslında bir yozlaşma sürecinin başladığına işaret ediyor. Kürselleşmenin olumlu yanlarını aşırı yorumlarla öne sürsek bile bu özelliklerin inandırıcılığı hakkında kimse garanti veremez. Elbette bu da, gerçeğin muğlaklığı, sahicilik ve samimiyet duygusunun yok oluşuyla doğru orantılı.

Evrenin efendileri, bir çatışma dünyası içinde refah seviyemizi artırmak adına söylemler veriyor. Suç teşkilatları, uyuşturucu ve terörizmi öne sürerek krizden yararlanan efendiler, buhranları korkularla sömürmenin de bir yolunu mutlaka buluyorlar. Chomsky suça karşı verilecek tepkinin ahlâki yönlerini sorgularken, asgari tutarlılığın sağlanmasına dikkati çekiyor ve teoriler geliştiriyor.

Lyotard’a göre, aydınların yapabileceği tek şey, (hakikati söylemek, dünyayı kurtarmak vs. yerine) yeni hamleler bulmak; yeni, küçük öyküler anlatma ve dinleme gücüne erişmek...

Chomsky kendi tavrını şöyle dile getiriyor: “Ben gerçekten insanları ikna etmekle ilgilenmiyorum; bunu istemiyor ve niyetimin bu olmadığını her zaman açıkça belirtmeye çalışıyorum. Ben insanların kendi kendilerini ikna etmelerine yardımcı olmak istiyorum.”

Özel mülk sahipliği sisteminin, kâr peşinde koşma dürtüsünün, ABD’nin çıkarlarına göre şekillenen küreselleşmenin ve üçüncü dünya ülkelerine yönelik saldırıların Chomsky tarafından ele alınmasıyla enformasyon ve ev merkezli toplum yapısının politik ve ekonomik arka planı aydınlanmış oluyor. Ardı arkası kesilmeyen tercihler yapma zamanı olarak adlandırdığımız postmodern dönemde tercihimizi, bilinç ve eleştirel düşünceden yana kullanmamızı hatırlatan aydınlardan olan Chomsky’yi diğer isimlere ekleyerek postmodern çağın kısa ve öz tanımlamalarını yapan hesaplaşma kitapları, ele aldığı farklı temalarla günümüze bakmayı sürdürecek.

Özellikle, “Uğruna savaşılacak büyük davalar yok artık” diyenlere önerilir!

Chomsky ve KüreselleşmeYazan: Jeremy FoxÇeviren: Ebru KılıçEverest Yayınları94 sayfa

(Le Monde Diplomatique Türkiye'nin Haziran sayısında yayımlanmıştır.)